Ankara’da Gezilecek Yerler

1920 yılından bu yana Türkiye’nin başkenti olan Ankara, 5000 yıllık geçmişi ile köklü bir tarihe sahip. Konumu gereği Anadolu’nun ortasında yer alması sebebiyle burada kurulmuş onlarca medeniyete ev sahipliği yapmış. Sırasıyla Hitit İmparatorluğu, Frigler, Lidyalılar, Persler, Makedonyalılar, Galatlar, Romalılar, Bizanslılar, Selçuklular, Osmanlı İmparatorluğu ve Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde yer aldı. Türkiye’nin ikinci en büyük kenti olan Ankara, İç Anadolu Bölgesi’nin en kalabalık ilidir.

Tarihi alanları, parkları ve yaşam alanları ile Ankara’da görülmesi ve gezilmesi gereken birçok  yer bulunuyor. Ankara, Türkiye’nin başkenti olmakla beraber birçok ülke diplomasileri, anlaşmaları burada sağlanmış ve yakın tarihi ile önemli bir yere sahip. Ankara’da görülmesi gereken yerler arasında tarihi anıtlar, eğlence yerleri, parklar, akvaryum, önemli kişilerin mezarları, tarihi müzeler ve eski tarihi camiler yer alıyor. Mimari yapılar konusunda da önemli yere sahip olan Ankara, gezilip görülmesi en başta gelen şehirlerden biri. Ankara’da gezilecek yerleri Yandex Navigasyon’dan rota oluşturarak rahatça keşfedebilirsiniz. Ankara’ya gelmişken kaçırmamanız gereken önemli yerleri sizin için listeledik.

Hamamönü

Lezzetli bir sabah kahvaltısı ile güne başlamak istiyorsanız Hamamönü en uygun rota. Kahvehanelerinde Osmanlı şerbetinin tadına bakabileceğiniz, sokaklarında macun ve mısır satanlara denk gelebileceğiniz Hamamönü, Ankara’nın tarihini öğrenmek istiyorsanız size sayısız fırsat sunuyor. Otantik atmosfere sahip yerleşim bölgesi, Ramazan ayında düzenlenen aktiviteler ile kentin en fazla ziyaretçi çeken noktalarından biri. Eğer siz de bu dönemde Hamamönü’ne giderseniz Osmanlı dönemine özgü eğlenceleri, farklı temalara sahip söyleşi programlarını ve etkinlikleri yerinde izleme fırsatını yakalarsınız. Ankara’nın en eski semtlerinden birisi olan Hamamönü gezilecek yerler açısından ziyaretçilerine pek çok seçenek sunuyor. Bu seçeneklerin başında, bölgenin günümüzde kullanılan adını almasına neden olan Karacabey Hamamı geliyor. Ankara’da halen kullanımda olan iki tarihi hamamdan birisi konumunda. Yazın bölgeye giderseniz, Belediye Kültür Sanat Evi adıyla ziyarete açılan Kabakçı Konağı’ndaki yazlık sinema bölümünde gerçekleştirilen akşam gösterimlerine katılabilirsiniz. 2010 yılından beri burada nostaljik bir ortamda eski Türk filmleri izleyicileriyle buluşuyor. Mehmet Akif Ersoy’un Kurtuluş Savaşı döneminde milletvekili olarak Ankara’ya geldiğinde konakladığı dergah evi, günümüzde ünlü şairin adıyla anılan bir müze olarak faaliyet gösteriyor. İstiklal Marşı’nın yazıldığı evde fotoğrafların yanı sıra eskiden gündelik yaşamda kullanılan eşyalar da sergileniyor. Mehmet Akif Ersoy Meydanı’ndaki saat kulesini ve heykeli gördükten sonra rotanızı Sanat Sokağı’na çevirebilirsiniz. Yapılan çalışmalar sayesinde kentin en önemli kültür ve sanat merkezlerinden birisi haline gelen sokakta tüm aktiviteler geleneksel Hamamönü evlerinde gerçekleştiriliyor. Resim, ebru, hat, cam vitray, seramik, kukla ve takı yapımı gibi dallarda usta birçok sanatçının faaliyet gösterdiği sokakta el emeğiyle yaratılan ürünleri satın almak isterseniz, haftanın her günü 09.00-18.00 saatleri arasında açık olan El Ürünleri Pazarı’nı ziyaret edebilirsiniz.

Ankara Kalesi

Eşsiz bir Ankara manzarası görmek istiyorsanız Ankara Kalesi en doğru rota. Başkentin en önemli sembollerinden biri olan Ankara Kalesi, Galatlar’dan Romalılar’a, Selçuklular’dan Osmanlılar’a kadar pek çok medeniyetin izlerini taşıyor. Dar sokaklarında gezerken birbirinden güzel fotoğraflar çekebileceğiniz kalenin çevresi de en az içi kadar ilgi çekici. Cumhuriyetin ilk dönemlerinde kalenin en yüksek burcu olan Akkale, 1921 yılından itibaren Atatürk’ün direktifleri doğrultusunda kurulan Eti Müzesi’ne ev sahipliği yapmış. Kültürel tesisin kapsamının genişletilip Anadolu Medeniyetleri Müzesi adını alması ve Kurşunlu Han ile Mahmut Paşa Bedesteni’ne taşınmasının ardından kalenin bu bölümü 1948’den itibaren depo olarak kullanılmaya başlanmış. Hem savunma hem de yerleşim amaçlı kullanılan Ankara Kalesi iç içe geçmiş 3 sıra surla çevreli. Dış kalenin duvarlarının yüksekliği 8 ila 10 metre arasında değişiyor. Malzeme olarak blok halinde mermer ve bazalt, geri kalanındaysa tuğla kullanılmış. 4 katlı iç kalenin yapımındaysa Ankara Taşı ile birlikte çevredeki antik yapılardan getirtilen parçalardan yararlanılmış. Doğu, batı ve güney yönlerinde uzanan duvarlarda 15-20 metrede bir 5 köşeli savunma kulesi yer alıyor. Bu kulelerin toplam adedi 42. Ankara Kalesi’nin hem iç hem de dış bölümlerinde Osmanlı döneminden kalma pek çok yapıya rastlayabilirsiniz. Bu yapıların bir kısmı hediyelik eşya dükkanı, sanat evi, restoran ve otel olarak kullanılırken, bir kısmında ise müzeler faaliyet gösteriyor. Herhangi bir ücret ödemeden giriş yapabileceğiniz Ankara Kalesi’ni, 08.30-17.30 saatleri arasında ziyaret edebilirsiniz.

Anıtkabir

Ankara’da gezilecek yerler listemizin üst sıralarında, ülkemizin önemli yapılarından biri olan Anıtkabir bulunuyor. Üzerindeki gözlem evinden dolayı geçmişte Rasattepe adıyla anılan Anıttepe’de bulunan yapının şekline karar verilmesi için çeşitli ülkelerden 47 projenin katıldığı bir yarışma düzenlenmiş. Milli duyguları yansıtma şekli ve araziye uygunluğu sonucunda Mustafa Kemal Atatürk’ün ebedi yeri için Prof. Dr. Emin Onat ve Doç Dr. Ahmet Orhan Arda’nın projesi uygun görülerek, 1944-1953 yılları arasında yapı inşa edilmiş. Cumhuriyet tarihinin en görkemli yapılarının başında gelen Anıtkabir, yaklaşık 750.000 metrekarelik alanı kaplıyor. 2. Ulusal Mimarlık Dönemi’nin en önemli örneği sayılan anıt mezar, Atatürk’ün “Yurtta Sulh, Cihanda Sulh” özdeyişinden ilham alınarak oluşturuldu. Anıtkabir’in gezilip görülmeye değer bölümlerinin tamamı Anıt Blok’u içerisinde yer alıyor. Bu kısım kendi içerisinde Aslanlı YolTören Meydanı ve Mozole olmak üzere 3 bölüme ayrılıyor. Adını üzerinde bulunan ve Hüseyin Özkan’ın eseri olan 24 heykelden alan Aslanlı Yol’a Tandoğan’a bakan giriş kapısından Barış Parkı’na doğru ilerledikten sonra 26 basamaklı merdiveni çıkarak ulaşabilirsiniz. Hürriyet ve İstiklal kulelerinin başlangıç noktasını oluşturduğu Anıt Blok’ta Aslanlı Yol’dan geçerek ulaşacağınız Tören Meydanı, Kurtuluş Dönemi’ni anlatan kulelerle çevrelenmiş. Meydandaki 42 basamaklı merdiveni çıkarak giriş yapabileceğiniz Mozole ise Şeref Holü, Mezar Odası gibi yapının esas kısımlarını barındırıyor. Anıtkabir’in içinde bulunan Atatürk ve Kurtuluş Savaşı Müzesi’nin bulunduğu yapı kompleksini gezerken, Cemal Gürsel ve İsmet İnönü’ye ait kabirleri de görebilirsiniz. Anıtkabir’i yılın 365 günü sabah 09:00’dan itibaren ziyaret edebilirsiniz. Kapanış saati ise yılın belli günlerinde değişiklik gösteriyor.

Kuğulu Park

Ankara’nın en meşhur caddelerinden biri olan Tunalı Hilmi Caddesi’nin üst bölümüne doğru çıktığında 1958 kurulan Kuğulu Park’ı görebilirsiniz. Polonya Büyükelçiliği’nin bahçesi ile Sevda ve Cenap And Evi’nin arasında kalan parkın adı, kurulduğu dönemde Viyana Belediyesi’nin hediye ettiği beyaz kuğulardan geliyor. Heykellerle süslü yeşil alana, kentin karla kaplı olduğu bir kış gününde gitme fırsatı yakalarsanız, harika bir manzarayla karşılaşabilirsiniz.

Anadolu Medeniyetleri Müzesi

Ankara’ya seyahat eden gezginlere Paleolitik Çağ’dan günümüze kadar geçen uzun süreçte Anadolu’da hakimiyet kuran medeniyetler ve kentin gelişimi hakkında bilgilendiren Anadolu Medeniyetleri Müzesi, Ankara Kalesi’nin güneydoğusunda yer alıyor. Müzenin faaliyette olduğu yapıların tarihi, Fatih Sultan Mehmet’in Osmanlı tahtında olduğu döneme kadar uzanıyor. 1977 yılında “Avrupa’da Yılın Müzesi” ödülüne layık görülen kültürel tesisin geniş koleksiyonu kronolojik sıraya göre bölümlere ayrılmış durumda. Paleolitik Çağ’a ayrılan bölümde sergilenen taştan ve kemikten yapılmış eşyaların büyük çoğunluğu, Antalya yakınındaki Karain Mağarası’nda gerçekleştirilen kazı çalışmaları sırasında bulunmuş. Neolitik Çağ’a ait eserlerin sergilendiği alanda inceleme fırsatı bulabileceğiniz araç-gereçler ise Çatalhöyük ve Burdur Hacılar’dan müzeye getirilmiş. Müzenin Kalkolitik Çağ’a ayrılan kısmında Anadolu çevresinde gelişen uygarlıkların etkileri rahatlıkla anlaşılabiliyor. Eski Tunç Çağı bölümünün merkezinde Alacahöyük kazılarında elde edilen eşyalar yer alıyor. Anadolu’da yazılı tarihin başlangıcına ait değerli bilgiler Asur Ticaret Kolonileri Çağı’na ayrılan alanda sizleri bekliyor. Müzede oluşturulan “Çağlar Boyu Ankara” temasına sahip bölüm kentin ilk dönemlerinden günümüze kadar süreçteki gelişimini gözler önüne seriyor. Zamanda, tarihi bir yolculuğa çıkacağınız müzeyi 08:30’dan 17:30’a kadar ziyaret edebilirsiniz.

Augustus Tapınağı

Hacı Bayram Camii’nin bitişiğindeki Augustus Tapınağı, son Galatya Hükümdarı Amintos’un oğlu Kral Pylamenes tarafından M.Ö. 25 yılından sonra, Frig tanrısı Men’e adanmış bir tapınağın yıkıntıları üzerine inşa edilmiş. Galatya’nın Roma İmparatorluğu egemenliğine girmesini kutlamak ve İmparator Augustus’a bağlılığı kanıtlamak için yaptırılan tapınak, Bizans döneminde çevresine eklemeler inşa edilerek kiliseye dönüştürülmüş. İmparator Ferdinand’ın elçi olarak yolladığı Hollandalı Busbecque tarafından Amasya’ya giderken bulunan tapınağın gün yüzüne çıkartılması için çalışmalar 1930 yılında gerçekleştirilmiş. Duvarlarının bir kısmının günümüze ulaşabildiği yapının kapısı ise bütünlüğünü önemli ölçüde koruyor. İşlemeleri ile dikkat çeken bu kapının dışında tapınak çevresindeki kazılarda bulunmuş en önemli parçayı Ankara Anıtı olarak adlandırılan yazıt oluşturuyor. Bu yazıtta ilk Roma İmparatoru Augustus’un başardığı işler anlatılıyor.

Kızılay Meydanı

Ankara’da hem eğlence hem de alışveriş olanaklarına sahip en ünlü bölgelerden biri olan Kızılay Meydanı, başkentin en meşhur yerleri arasında. Kızılay Meydanı adını 1929 yılında inşa edilen Kızılay Genel Merkez Binası’ndan alıyor. Meydan, Ankara’nın toplu ulaşım ağının da merkezi konumunda. Çankaya ilçe sınırları içinde yer alan Kızılay Meydanı, çevresindeki sosyal olanakları ve alışveriş imkanlarıyla özellikle tatil günleri yoğun ilgi görüyor. Kızılay Meydanı’nda görülmesi gereken yerlerin başında Güvenpark, Sakarya Caddesi, Karanfil Sokak, Konur Sokak, Yüksel Caddesi, Kocatepe Camii ve Kızılay Alışveriş Merkezi geliyor.

Güvenpark

Kızılay Meydanı’na gitmişken Güvenpark’ı mutlaka ziyaret etmenizi öneririz. 1930 yılında açılan parkın tasarımını ve inşasını Avusturyalı Mimar Clemens Holzmeister üstlenmiş. Ankaralılar’ın popüler buluşma noktalarından biri olan Güvenpark, adını havuzun hemen arkasındaki anıttan alıyor. 1935’te tamamlanan bu anıttaki kabartmalar halkın kolluk kuvvetlerine duyduğu güveni, çiftçilerin çalışkanlığını ve insan zekasını temsil ediyor. Yemyeşil ortamıyla insana huzur veren alandan biraz daha yukarı çıkarsanız başbakanlık binasını görebilirsiniz.