Doğa Harikası Kaz Dağları

Kaz Dağları kendine özgün zengin doğası, kültürel zenginlikleri, kanyon ve şelaleleri, derin vadi ve nehirleriyle eko turizm adına tam bir cennet. Ülkemizin en önemli doğa zenginliklerinden biri olan Kaz Dağları antik dönemlerden bu yana pek çok efsaneye konu olan İda Dağı olarak da biliniyor. Kaz Dağları, “Tanrıların armağanı” olarak tasvir edilen tam bir doğa harikası.

Şehrin boğucu havasından kurtulmak için gideceğiniz en iyi rotalardan biri de Kaz Dağları. Zeytin bahçeleri, kızılçam, daha yükseklerde meşe ve karaçam ormanlarıyla kaplı bu güzel coğrafya, Ege’nin yakıcı sıcağından bunalanlar için tam bir kaçış yeri. Öyle ki yaz ortasında bile geceleri serinlikten dolayı ürperebilirsiniz. Kalabalık tatil ortamlarından uzak, sakin, huzurlu ve dingin bir ortamda tatil yapmak isterseniz Kaz Dağları her mevsim gidilebilecek eşsiz bir coğrafya. Buz gibi tatlı su kaynakları, cıvıl cıvıl kuş sesleri ile kaynaşan şelale sesleri, gürültüden uzak huzurlu ortamı ile size unutulmaz bir deneyim sunuyor. Oksijen bakımından eşine az rastlanır havası ile misafirlerine yaz sıcağını unuttururken, şifalı kaynakları ile de mutluluk ve huzur dolu zamanlar geçirmenizi sağlıyor. İzmirli Şair Homeros İlyada adlı eserinde Kaz Dağları’ndan “Bol pınarlı vahşi hayvanların anası” olarak söz etmiş. Deniz, güneş, kum üçlüsü dışında tatil ve keşfetmenin ülkemizdeki en güzel rotalarından birisi olan Kaz Dağları, mitolojik öykülerin anayurdu olan dağlarındaki saklı köyleri mutlaka ziyaret edin. Kaz Dağları, doğal ve kültürel kaynak değerleri açısından oldukça zengin bir potansiyele sahip. Bu güzel coğrafya, yerüstü ve yeraltı su rezervleriyle, sıcak ve soğuk su kaynaklarıyla, Biga Yarımadası için de tam bir hayat kaynağı. Doğal bitki örtüsü ormanları, bu yörede var olan bitki türleri ile sadece ülkemizin değil dünyanın da en önemli ekosistemlerinden birisi. Büyük bölümü güneyde Edremit Körfezi, doğuda Zeytinli Çayı, kuzeyde Karamenderes Çayı ve batıda Mıhlı Çayı arasında kalan ve 21,452 hektarlık bir alanı kaplayan bölge Kaz Dağları Milli Parkı olarak koruma altında. Jeolojik konumu ve buna bağlı olarak oluşmuş ilginç bitki örtüsü, iklim ve toprak yapısı nedeniyle 1994’ten bu yana milli park olarak koruma altına alınmış. Dünyada sadece Kaz Dağları’nda yetişen 21 farklı bitki türü var. Troya çamı olarak da bilinen Kaz Dağları köknarı bunlardan biri. Meşhur Truva Atı, koruma altındaki ağacın kerestesinden yapılmış.

Doğa ile iç içe, tertemiz bir havada buz gibi sulara girmek, sakin ve huzurlu bir tatil yapmayı planlıyorsanız Kaz Dağları aradığınız rota. Bu alternatif rotayı Yandex Navigasyon’la keşfederken doğanın el değmemiş güzelliklerine hayran kalmamak elde değil.

Kaz Dağları Nerede?

Anadolu coğrafyasının en nadide doğal güzelliklerinden biri olan Kaz Dağları, her mevsim temiz havasını içinize çekebileceğiniz, çam ve çiçek kokan Çanakkale’den Balıkesir’e kadar uzanan bir coğrafya. Dünyanın oksijeni en bol ikinci bölgesi. Kaz Dağları’nın nereye bağlı olduğu konusunda genelde çoğu kişi karmaşa yaşıyor. Kaz Dağları Balıkesir’in Edremit ilçesinin kuzeyindeki dağ sırasına verilen isim. Dağlar genel olarak Kaz Dağları olarak anılsa da Babadağ, Gürgen Dağı, Zeybek Dağı ve Şapdağı bu dağ sırasını oluşturuyor. Çanakkale ile Balıkesir il sınırları içerisinde yer alan ve Ege Bölgesi ile Marmara Bölgesi sınırlarını oluşturan Kaz Dağları, Anadolu Yarımadası’nın kuzeybatısında yer alıyor. Burası aynı zamanda Biga Yarımadası’nın da en yüksek dağı. Kaz Dağları’nın en önemli merkezlerinden biri olan Küçükkuyu, Alp Dağları’ndan sonra dünyanın en temiz ikinci yüksek oksijen oranına sahip. Kazdağları çok geniş bir alana yayılıyor. Kuzey Ege sahillerindeki Troya, Assos, Akçay, Burhaniye, Ören, Gömeç ve Ayvalık gibi tarihi ve kültürel zenginliklerle sahip turistik yörelerle komşuluk yapıyor.

Kaz Dağları’na hava, deniz ya da kara yolu ile ulaşabilirsiniz. İstanbul’dan Balıkesir Edremit Koca Seyit Havalimanı‘na haftanın her günü 55 dakika süren uçuşlar bulunuyor. Edremit Havalimanı’ndan 48 km uzaklıktaki Kaz Dağları’na, araç kiralayarak veya özel transferle, yaklaşık 1 saat veya daha kısa süren bir araba yolculuğu ile ulaşabilirsiniz. İstanbul’dan 507 km uzaklıkta yer alan Kaz Dağları’na, feribot ya da deniz otobüsü ile de gidebilirsiniz. İstanbul Yenikapı feribotu ya da deniz otobüslerine binerek yaklaşık 2,5 saatte Bandırma’ya ulaştıktan sonra karayolu ile Kaz Dağları’na varırsınız. Bir diğer alternatif de Çanakkale tarafından özel aracınızla Tekirdağ, Eceabat, Çanakkale, Ezine, Ayvacık, Küçükkuyu ve Edremit rotasını izleyerek gitmek. İstanbul’dan yola çıkanlar Osmangazi Köprüsü üzerinden Yalova’ya ulaşarak yola devam edebilirler. Araçla Kaz Dağları’na gitmeyi planlıyorsanız, Yandex Navigasyon’la rota oluşturarak yolunuza güvenli bir şekilde devam edebilirsiniz.

Kaz Dağları Gezilecek Yerler

Kaz Dağları Milli Parkı

Kaz Dağları Milli Parkı, Kaz Dağları içerisinde büyük bir alanı oluşturuyor. Jeolojik konumu sayesinde ilginç bir bitki örtüsüne sahip. İklimi ve toprak yapısından dolayı bu bölgede çok yüksek oranlarda oksijen üretimi vardır. Kaz Dağları Milli Parkı’nın ana kaynaklarını bitki örtüsünün taşıdığı bitkisel çeşitlilik oluşturuyor. Milli parkın sınırları dahilinde yer alan ormanda kızılçam, karaçam, meşe ve yalnızca Kaz Dağları’nda yetişen Kazdağı göknarı yer alır. Aynı zamanda yöre otsu formdaki bitkiler bakımından da zengindir. Bu biyolojik çeşitlilik ise ayı, yaban kedisi, çakal, domuz, ağaç sansarı, tilki, kurt, karaca, porsuk, yaban tavşanı, kartal, doğan, şahin, çulluk, keklik gibi hayvanlara yaşama ortamı sağlar. 1993 senesinde milli park olmasından sonra alanda avlanma yasaklandı ve yabani hayvan nüfusunda artış gözlemlendi. Milli parkta yasa gereği hiçbir üretim faaliyetine izin verilmiyor ve ekosistem kendi doğal işleyişine bırakılmış durumda. Kaz Dağları Milli Park sınırları içinde olan Pınarbaşı ve Hasanboğuldu piknik alanlarında yemek yiyebilir, trekking için ideal bir rota olan Sarıkız Tepesi’ne çıkarak nefes kesici manzaraya tanıklık edebilirsiniz. Ayrıca Mehmetalan Köyü’nde  suları bol piknik alanları mevcut. Bu bölgede yer alan kamp alanlarında ya da butik otellerde konaklayabilirsiniz. Kaz Dağları Milli Parkı’ndaki gezi güzergahları ise Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü tarafından belirlenmiştir ve ziyaretçilerin alan rehberi eşliğinde belirlenen güzergahlarda gezmelerine izin verilir.

Sütüven Şelalesi

Sarıkız Yaylası’ndan doğan ve Kızılkeçeli Çayı üzerinde yer alan Sütüven Şelalesi, yakınındaki Hasan Boğuldu Göleti ile Kaz Dağları’nın ormanları içerisinde şahane manzarasıyla ziyaretçilerini ağırlayan bir doğa harikası. İsmini sıçrayan su anlamına gelen “tüvleyen” sözcüğünden alan şelale, yemyeşil doğası, pınarı, küçük göletleri ve şelalesiyle doğayla bütünleşmek için muazzam güzellikte bir alan. Kaz Dağları’na gitmişken soğuk sularda yüzmeden geri dönmeyin. İlk başta soğuk karşısında vücudunuz şok geçirse de kısa sürede alışıyorsunuz. Sütüven Şelalesi’ne Akçay, Altınoluk yolu üzerinde, Zeytinli beldesinden gidiliyor. Yandex Navigasyon ile rota oluşturduktan sonra keyifli bir doğa keşfine hazır olun.

Hasanboğuldu Şelalesi

Sütüven piknik alanından sonra derenin karşı tarafındaki patika yolu izleyerek Hasanboğuldu Şelalesi’ne ulaşabilirsiniz. Romalılardan kaldığı söylenen su kemerleri yol üzerinde karşınıza çıkacaktır. Hafta sonları çok kalabalık, hafta içi ise kafa dinlemek, doğa yürüyüşleri yapmak ve yüzmek için ideal bir rota. Efsaneye gore buraya ismini gölette boğulan Hasan adlı aşık genç vermiş. Filmlere ve romanlara da konu olmuş bu şelale Sabahattin Ali’nin öyküsünde yörük güzeli Emine’ye kavuşmak için törelere göre 40 okkalık tuz çuvalıyla dağları tepeleri aşan aşık Hasan’ın hüzünlü hikayesini anlatır.

Sarıkız Tepesi

Kaz Dağları’nın en yüksek üç tepesi Kaz Dağları Milli Park sınırları içerisinde yer alır. Sarıkız, Baba Tepe ve Karataş Tepesi (Gargaros) olmak üzere üç zirvesi bulunan milli parka rehbersiz girmek yasak. 1574 metre yüksekliğindeki Sarıkız Tepesi, Kaz Dağları’nın en yüksek noktalarından biri. Kaz Dağları’nın efsanelere konu olmuş, Tahtacı Türkmenlerinin yüzyıllarca yaşam yeri olmuş Sarıkız Tepesi, dilden dile dolaşan hikayesi yanında muazzam bir manzaraya da sahip. Sarıkız Zirvesi trekking için en uygun rotalardan biri. 30 km’lik zorlu bir yolculuk sonrası zirveye ulaştığınızda sizi muhteşem bir manzara karşılar. 1726 metre yükseklikten Edremit Körfezi’ne bakarken Ayvalık adaları ve Midilli ayaklarınızın altındadır.

Çamlıbel Köyü

Piknik alanlarıyla ünlü olan Çamlıbel, Kaz Dağları’nda gezilecek yerler arasındaki en güzel otellere ve mekanlara ev sahipliği yapan turistik köylerden biri. Kaz Dağları’ndaki bu güzel köy, yeşil bir vadiden Edremit Körfezi’ne bakıyor. Köyün şahane bir Ege manzarası var. Kurtuluş Savaşı sırasında Çamlıbel halkının büyük bir kısmı Kuvayi Milliye’ye katılmış ve Ayvalık cephesinde çarpışarak işgale karşı direniş göstermiştir. Yol üzerinde hediyelik eşya satan dükkanlardan sevdiklerinize hediye almayı unutmayın. Köyün en büyük özelliklerinden biri de zeytin ağaçlarıyla çevrili olması. Ayrıca köy halkının büyük bir çoğunluğu da geçimini zeytin ağaçlarından sağlıyor. Çamlıbel Köyü’ne birçok ziyaretçinin gelmesinin bir diğer nedeni de Tuncel Kurtiz’in mezarının burada bulunması. Köyün hemen arkasında bulunan Kaz Dağları Milli Parkı’nı gezebilir, doğa yürüyüşleri yapabilir ve kamp kurabilirsiniz.

Yeşilyurt Köyü

Kaz Dağları’nın merkezinde bulunan bu köy, çam ve zeytin ağaçlarıyla kaplı olduğu için mis gibi bir havaya sahip. Yemyeşil doğası, Arnavut kaldırımlarıyla kaplı sokakları, taş evleri ve sakinliği ile yerli ve yabancı turistlerin ilgisini fazlasıyla çekiyor. 700 yıllık bir tarihe sahip köyün ilk sakinleri Rumlar ve Türklerden oluşuyordu. Ülkemizin en temiz havaya sahip köylerinden biri olan Yeşilyurt Köyü’nde çok sayıda butik otel, kafe, restoran ve hediyelik eşya satan birçok dükkan bulunuyor. Yeşilyurt Köyü’ne gelmişken köylü kadınların tezgahlarından yöreye özgü karadut reçeli, karadut suyu, kekik, bal, zeytinyağ ve tarhanalardan almanızı öneririz.

Adatepe Köyü

Edremit’in kuzeyinde Kaz Dağları’nın eteklerinde bulunan bu şirin köyün tarihi Antik Çağ’a kadar dayanır. Adatepe Köyü’nde Midilli, Truva, Pers, Atina, Roma, Selçuklu ve Osmanlı dönemine ait izlere rastlayabilirsiniz. Osmanlı Dönemi’ne ait cami ve mezarları ziyaretiniz sırasında görebilirsiniz. Köydeki betonlaşmayı önlemek için Kültür ve Turizm Bakanlığı 1989 yılında bölgeyi sit alanı ilan etti. Anıtlar Kurulu’nun denetiminde Adatepe Köyü’ndeki taş evlerde ve ahırlarda restorasyon çalışmaları devam ediyor. Köyün en büyük özelliği ise dünyanın en yüksek oksijen oranına sahip köylerden biri olması. El değmemiş doğası ve yöresel lezzetleri ile Kaz Dağları’nın en güzel rotalarından biri olan Adatepe Köyü’nü mutlaka ziyaret edin.